19 Mart 2017 Pazar

HOŞÇAKAL CHUCK BERRY

Yıllar öncesi. Sıcak bir temmuz günü. Klişe tabirle hayatın daha güzel olduğu veya şimdiki akılla öyle zannedilen yıllar.

Dışarılarda avare avare geziyoruz bir arkadaşımla. Elimizde ucuzundan gazlı bir içecek. Yorulmuşuz, bir kaldırım taşına çöküyoruz. Vıcık vıcık sıcağın, terin içinde nefeslenip serinlemeye çalışıyoruz.

O sırada, ''Aaa dur bak, sana ne dinleteceğim. Bunu duyman lazım'' diyor ve Johnny B. Goode'i dinlemeye başlıyoruz. Bitkinlik içinde yığıldığımız sıcağın içinde pek iyi geliyor. Keyifleniyorum.

Böyle başlıyor Chuck Berry'i dinleme serüvenim. Sonraki zamanlarda da tekrar tekrar dinliyorum.

Şimdi yıllar sonra, ölüm haberini alınca aklıma o kaldırım taşındaki anı geldi. O sıcak temmuz günü.
Ve şimdi. Gidenlerin arkasından bakakaldığımız bir gün daha...

Chuck Berry gitmiş, o arkadaşımı uzun zamandır görmüyorum, farklı yollara savrulmuşuz.
Hayat işte. Ansızın bir kaldırım taşındaki anı böyle geliveriyor akla ummadık zamanda.

Hoşçakal Chuck Berry.

Bumerang - Yazarkafe